Uyarı:Değerli Kızılağıl lılar Bu şiirimde bazılarını lakablarıyla yazdım. Gayem bir kimseyi incitmek ,yermek değil, sadece iyi tanınması ve okuyanlar ve dinleyenler tarafından herzaman anılması için böyle yazdım.Bir köylümüz razı olmamış .Eğer razı olmayan varsa hemen ismini bu sayfadan silerim aşağıdaki

E-maile yaza bilirsiniz

info@kurtar.de

 

KIZILAĞIL

Allah bilir ancak , nasıl ilerim

Sağlara sıhat, ölene rahmet dilerim

Razı olmayanları  buradan silerim

Silmezsem kızılağıllı değilim

 

Köyün geçmişine gitmektir gaye

Fatma karı çok tükürdü dermaye

Sarı Mahmut altın diye pul getirdi sermaye

Duymadıysan kızılağıllı değilsin

 

Şahmer İnce bilgisayarda tek usta

Bakkal Osman elli senedir hasta

Çorba içmediysen on kişi ile bir tasta

Kızılağıllı değilsin emşerim

 

Karışıklığa muhtar,aza bulur çözümü

Lakablarınan yazacağım utandırman  yüzümü

Recep Kurtarın bağında kokulu üzümü

Yemediysen Kızılağıllı değilsin

 

Güz gelince  herk ederken

Gölük Musa duymayinca ne derken

Ankaradan Kayseriye giderken

Yeni camiyi görmediysen kızılağıllı değilsin

 

Elden önce çil İsmayilin düven sürdüğünü

Avhunun çabuk corap ördüğünü

Dünyaminin  kannı kuyuda cin gördüğünü

Duymadıysan  kızılağıllı değilsin

 

Apalın çiççisini kumarda üttüğünü

Hakkının Eminin koyun gütüğünü

Şafak sökerken horozon öttüğünü

Duymadıysan  kızılağıllı değilsin

 

Omar Hüseyinin çayır biçmesini

Parsalağın kuyu eşmesini

Tepedeki cöllüğün çeşmesini

Bilmiyorsan  kızılağıllı olamassın

 

Mükreminin dellerini çolak kızın ellerini

Kel köçeğin zillerini

Sürmeli Budunun dillerini

Dinlemediysen  kızılağıllı değilsin

 

Mevkilerden karaçalıyı

Basırın söykede temiz yürekli Lalıyı

Mahkemede  Hacı Seyfalıyı

Görmediysen kızılağıllı değilsin

 

Esmenin Memmedi duvar başında

Ütülmüş koyun ayağını düğme aşında

Hacıhüseyinin İbrahimin yüz bir yaşında

Öldüğünü duymadıysan kızılağıllı değilsin

 

Annacında körpe kuzular otlanır

Taşkıranda sığırların toplanır

Akşamdan ekmek sulanır sabah katlanır

Kuru dürüm yemediysen kızılağıllı olaman

 

Dünya çok çekti Hitlerden

Eskiden sırtımız kaşınırdı bitlerden

Köye girerken ibannıdaki itlerden

Korkmadıysan kızılağıllı değilsin

 

Özün kenarından geçmediysen

Hacı iyibin pınarından su içmediysen

Külhüyüğünde yonca biçmediysen

Kızılağılı tanımıyorsun efendim 

      

Suyu çok yumşatırdı üzevirlik sodası

Boş kalmazdı Darıkların odası

Bütün köyde aynı işi yapma modası

Görmediysen kızılağıllı değilsin

 

Lohusa kadının guymak yidiğini

Hacerin kızının dediğini

Yemediysen bulğur hediğini

Kızılağıllı değilsin

 

Köyde herkesin kantar açtığını

Koca selde dağılğanın taştığını

Miyremin Garlidaya kaçtığını

Bilmiyorsan kızılağıllı değilsin

 

Hanifi ile Şuvayıp vururdu  kekliği

Tepenin başında viran oldu tavuk çiftliği

Bayramdan bayrama gördüğün tekliği

Almadıysan kızılağıllı değilsin

 

Köyde kimse okumadı hepisi Almancı

Gün aşa içmediysen bulamacı

Çadırlarda yatan yolmacı

Göemediysen kızılağılı bilemen

 

Cöllül karı hayrına çeşme yapardı

Meneşenin oğlu boya satardı

Yaramaz gençlere baston atardı

Bilmiyorsan kızılağıllı olunmaz

 

Kizılağıl küçüktü şimdi böyüdü

Köslü Hacı ali iyi verirdi öğüdü

Çok yüksekti uzun evinin söğüdü

Kuş taşlamadıysan kızılağılı tanıman

 

Petrolu getirdi köye Dastirinin oğlu

Milazım, Löllü
Muhtar Cücü sopayı vururdu töllü

Recebin lakabına derler miş küllü

Duymadıysan kızılağıllı değilsin  

    

Çolak Hasan okkalı yaparımış şakayı

Arasıra toplatırmış yakayı

Heller evinde direktör Zakayı

Unuttuysan kızılağıllı değilsin

 

Eskiden birlik beraberlik varmış

Ömerin Kurtarın doğduğu sene damboyu karmış

Üstüste yatılır evler darmış

1955 i bilmiyorsan kızılağıllı değilsin

 

Darda kalan ararmış şeker Yonuzu

İlk Almaci bilmeden yimiş domuzu

Temirin Alinin ikide bir oynayan  omuzu

Hatırlamassan kızılağıllı değilsin

 

Bekteş Patişahtı idi küçük memet vezir

Ceylan ızgın sıkardı akardı bezir

Konurdu tavaya erirdi hamur cızır cızır

Çiirtmeyi bilmiyorsan kızılağıllı değilsin

 

Osman Taşkemer meddah bebek oynatırmış

İrebişin Veli deve oynatırmış

Temidin İsmail Düğün aşı kaynatırmış

İçmediysen kızılağıllı değilsin

 

Yağlamacın yanına soğan kırmadıysan

Kuru üzümü peynirle dürüme sarmadıysan

Hacıbektaştaki Daşdellerin dükkanını duymadiysan  Kızılağıllı bilmiyorsun

 

İmece ile kızlar halı kilim dokurdu

Selim,Kamaş Şefket ezan okurdu

Mis gibi kokan kekik pokurdu

Koklamadıysan kızılağıllı değilsin

 

Arasıra analım İdiris,Bahri, Hilmi,Ziya hocayı

Buarada unutmayalım eyitmen kocayı (Eşref Erdoğan)

Yakarsan is yapmaski temizlesek bacayı

Tezek nasıl bilmiyorsan kızılağıllı olaman

 

Yerim dar yazarımya herkesi

Kara anşanın evi köyün merkezi

Bayram ile İkicik getirdi Çerkezi

Bilmiyorsan kızılağıllı olaman

 

Yabın Duran yeşerdirdi doğayı

Böbrek gitti Ziya Maraş kızdırınca boğayı

Kadir de iyi taşırdı çamur dolu kovayı

Kerpiç evi bilmiyorsan kızılağıllı olaman

 

Hasretim ekmeğine suyuna

Lafedilmez ahlakına huyuna

Herikli derler soyuna

Bilmiyorsan kızılağıllı olaman

 

Tarih le dolu Nevşehir ili

Kızılağılda Muhammer zararsız deli

Köye çok hizmet etti Gotturun Ali

Helal etmessen hakkını kızılağıllı değilsin

 

Mandaları çıkmazmış külhüyükdeki bataktan

İmamıda ezan okur erken kalkar yataktan

Şirin köye bakmadıysan dağdaki çataktan

Kızılağıllı olamassın emşerim

 

Dağ gibi Ali leri devirmiş şıllık

Yapacakmış köyü güllük gülüstanlık

Yeni camiye çok hayır vermiş kara Dıllık

Duymadıysan kızılağıllı değilsin

 

Yazacak yer yok Ömer az ile yetin

Bekar kalmış evlenecek Nurunun Metin

Kızılağılın neşesidir  Deniz Çetin

Sevmiyorsan   Kızılağıllı değilsin

 

Almancının alın teri oldu hiba

Yayla aşkıile ölüp giden İba

Caminin yanında dururdu bulgur diba

Bilmiyorsan kızılağıllı değilsin

 

Karapalanınoğlunun bel kuşağağını

Ayakkabısız büyümüş Haççılının uşağını

Firik ütmediysen Albustanın başağını

Kızılağıllı değilsin emşerim

 

Harama uzatmaz elini varıken helal

Köyüne geri döndü Velinin Celal

Bir mala çekiçle evini geçindirdi Bilal

Bilmiyorsan kızılağıllı değilsin

 

Ağıçdan adam yapardı Yonuzun oğlu

Köye azül olmuş Güney Doğulu

Karıncayı incitmezmiş Halitoğlu

Bilmiyorsan kızılağıllı değilsin

 

Kış gelirken köy bürünür pusa

İki yol olmuş glişmiş susa

Köye hizmeti sever Necibin Musa

Bilmiyorsan kızılağıllı değilsin

 

Tezek tüten köyümün bacasıydı

Mısık Senemin kocasıydı

Potuğun Hacımmet akıl hocasıydı

Bilmiyorsan kızılağıllı değilsin

 

Su soğulmuş Külhüyün arkında

Buçak bile Fida Gülün çarkında

Köy girişi Veysel Bilen parkında

Dinlenmezsen Kızılağıllı olaman

 

Kızılağılda kızlar bile malı böldü

Bahçesine mezar kazan İsmail Çöldü

Omarın Musa Yabın kızı küs öldü

Küs durursanız kızılağıllı degilsin

 

Her yıl kadınlar gebeymiş

Topakbaş ve Aylızı ebeymiş

Kundağa sarılan bebeymiş

Beşikte yatmadıysan Kızılağıllı değilsin

 

Löllünün İsmaal çifçi başı

Yaşlansada göstermez yaşı

Bahattin dullara bağlatmış maaşı

Bilmiyorsan bilin efendim

 

Kızılağılın 7 haneyle kurulduğunu

Şimdi 713 haneyi bulduğunu

Avurpada 350 hane olduğunu

Bilmiyorsan kızılağıllı değilsin

 

Temitoğlu dikermiş en iyi çarığı

İyileşmedi gitti kocapalının elinin yarığı

Comu, Halıklıomarı, Darığı

Duymadıysan kızılağıllı değilsin

 

İlk sontayı köye Delehmedin İsmal soktu

Eşiref emmimin cami ile pek arası yoktu

İbiliğin lafı  hikayesi çoktu

Dinlemediysen kızılağıllı değilsin

 

Ömerin maaşını bir gecede üttürdüğünü

Hacımar  uşağına koyun güttürdüğünü

Bekçi Mustafa ların gece düdük öttürdüğünü

Duymadıysan kızılağıllı değilsin

 

Bahattini kaçırdılar Nazik diye Nami ye

Mıtı küsünce Topaklıya giderdi camiye

Muane olmadıysan Kırşehirde Samiye

Kızılağıllı değilsin emşerim

 

Hayrı değirmende arpa kırar, eler tohumu

Gurabiyenin arasında ezmediysen lokumu

Etli pilava daldırmadıysan sokumu

Kızılağıllı değilsin sen emşerim

 

Tarlayı büyütmek için  sürerler kıracı

Dayak dan da nasibini alır aracı

Aliıhsana tek sığara haracı

Vermediysen kızılağıllı değilsin

 

Evlere  dolduydu dağın altının seli

Beribak derdi Garahmedin Veli

Tarlalarda ne sınır kalmış nede keli

Sürersen keliyi Kızılağıllı değilsin

 

  Devam edecek

 

 

                  Yazan:  Ömer Kurtar